TÜRKİYE TARIMI İÇİN BİLGİ VE EĞİTİM
Türkiye'de ayçiçeği tarlası

Ayçiçeği Yetiştiriciliği: Yağlık ve Çerezlik Ayçiçeğinde Ekimden Hasada

Ayçiçeği, Türkiye’de bitkisel yağ üretiminin temel kaynağıdır ve özellikle Trakya başta olmak üzere Marmara, Orta Anadolu ve Karadeniz’in bazı kesimlerinde geniş alanlarda ekilir. Kuraklığa görece dayanıklı olması, hububatla iyi bir ekim nöbeti oluşturması ve tamamen makineli tarıma uygun olması onu üreticiler için cazip bir ürün hâline getirir. Yağlık çeşitlerin yanında, kabuklu olarak tüketilen çerezlik ayçiçeği de önemli bir pazar payına sahiptir.

Bu rehberde yağlık ve çerezlik ayçiçeği arasındaki farkları, iklim ve toprak isteklerini, ekim zamanı ve sıklığını, gübreleme ile sulamayı, canavar otu (orobanş) ve mildiyö gibi başlıca sorunları, kuş zararını ve hasadı Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün yayınlarını temel alarak ele alıyoruz.

İçindekiler
  1. Yağlık ve Çerezlik Ayçiçeği
  2. İklim ve Toprak İstekleri
  3. Ekim Zamanı ve Sıklığı
  4. Gübreleme
  5. Sulama
  6. Canavar Otu (Orobanş) ve Mildiyö
  7. Kuş Zararı
  8. Hasat ve Depolama
  9. Sık Sorulan Sorular
  10. İlgili Rehberler

Yağlık ve Çerezlik Ayçiçeği

Ayçiçeği kullanım amacına göre iki ana gruba ayrılır. Yağlık çeşitler genellikle siyah renkli, ince kabuklu ve küçük tanelidir. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün yayınında belirtildiği gibi yağlık ayçiçeği taneleri yüzde 38–50 oranında yağ ve yaklaşık yüzde 20 protein içerir; yağı linoleik ve oleik asitçe zengindir.

Çerezlik çeşitler ise iri taneli, kalın kabuklu ve genellikle çizgili görünümlüdür. Bunlarda yağ oranından çok tane iriliği, kabuk rengi ve iç doluluğu önem taşır. Çerezlik üretim yapacak üreticinin, alıcının istediği tane iriliği ve kabuk özelliklerini ekimden önce öğrenmesi ve çeşidini buna göre seçmesi faydalı olur. Her iki tipte de yerel koşullara uygun, bölge için tescil edilmiş çeşit ya da melez seçmek verimin ilk şartıdır.

İklim ve Toprak İstekleri

Ayçiçeği ılıman ve sıcak iklim bitkisidir. Enstitü yayınlarına göre en iyi gelişme 21–24 °C sıcaklıklarda sağlanır. Yetişme süresi çeşide göre 100–150 gün arasında değişir. Genç bitkiler soğuğa karşı şaşırtıcı ölçüde dayanıklıdır: Çenek yaprak döneminde yaklaşık −4 °C’ye kadar dayanabilir ve 4–6 yapraklı döneme kadar soğuğa tolerans gösterirler.

Ayçiçeği su ihtiyacını derinlere inen kazık kökleriyle karşılayabildiği için kuru tarıma uygundur. Dr. Sami Süzer’in Ekolojik Ayçiçeği Tarımı yazısında sezonluk su ihtiyacı yaklaşık 450 mm olarak verilmekte ve yıllık yağışı 500 mm’nin üzerindeki yerlerde sulamaya gerek kalmayabileceği belirtilmektedir. Doç. Dr. Yalçın Kaya’nın yayınında ise yüksek verim hedefiyle sezon boyunca 700–800 mm suya ihtiyaç duyulduğu ifade edilir. Bu fark, kuru tarımda yetişebilme sınırı ile sulu koşullarda hedeflenen yüksek verim arasındaki farkı yansıtır.

Toprak bakımından iyi drene olan, su tutma kapasitesi yüksek, derin ve nötre yakın topraklar tercih edilir. Kaynaklarda uygun pH aralığı 6,0–7,2 ve 6,5–7,5 olarak verilmektedir. Tuzluluk çimlenmeyi ciddi şekilde düşürür; yüzde 1–2 düzeyindeki tuz bile çıkışı büyük ölçüde azaltır.

Ekim Zamanı ve Sıklığı

Bergama'da ayçiçeği
İzmir Bergama’da gelişme dönemindeki ayçiçekleri
Fotoğraf: Maurice Flesier, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Ekim zamanı

Ayçiçeği tohumunun çimlenmesi için toprak sıcaklığının en az 8–10 °C olması gerekir. Ekim genellikle mart sonundan mayıs ortasına kadar yapılır. Bölgelere göre genel takvim şöyledir:

  • Ege ve Güneydoğu Anadolu: mart,
  • Marmara, Orta Anadolu ve Karadeniz: nisan,
  • Doğu Anadolu: mayıs.

Sıra arası, sıra üzeri ve bitki sıklığı

Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün önerisine göre sıra arası 70 cm, sıra üzeri 30–35 cm tutulmalıdır. En yüksek verim dekarda 4.500–5.000 bitki ile alınır; kaynaklarda kabul edilebilir aralık 4.000–5.500 bitki olarak geçer. Sıra üzeri mesafe çeşit boyuna ve toprağın durumuna göre ayarlanır:

  • Kısa boylu çeşitlerde yaklaşık 25 cm, orta boylularda 30 cm, uzun boylularda 35 cm,
  • Kurak ve fakir topraklarda 35–40 cm, sulanan veya verimli topraklarda yaklaşık 25 cm.

Tohum miktarı ve ekim derinliği

Pnömatik mibzerle hassas ekimde dekara en fazla 350–400 g tohum yeterlidir ve seyreltme gerekmez. Normal mibzerle ekimde dekara yaklaşık 1 kg tohum kullanılır, ancak bu durumda seyreltme yapılması şarttır. Ekim derinliği iyi hazırlanmış tohum yatağında ve erken ekimde 5–6 cm, geç ekimde veya kuru koşullarda 6–7,5 cm olmalıdır. 8 cm’den derin ekimde çıkış zorlaşır.

Gübreleme

Gübrelemeye mutlaka toprak analizine göre karar verilmelidir. Enstitü yayınlarındaki genel öneriler şöyle özetlenebilir:

  • Azot: Dekara saf madde olarak kuru koşullarda yaklaşık 8 kg, sulu koşullarda 10 kg; diğer kaynakta ise 7–8 kg önerilmektedir. Bu miktar dekara 15–16 kg üre (%46) ya da 25–30 kg amonyum nitrat (%26) ile karşılanabilir.
  • Fosfor: Toprak analizi ihtiyaç gösterirse dekara yaklaşık 7–8 kg saf fosfor verilir. Fosforu düşük topraklarda dekara 25–30 kg 20-20-0 gübresinin tohumun yaklaşık 5 cm yanına yerleştirilmesi başlangıç gelişmesini destekler.
  • Potasyum: Genellikle gerekmez; ancak analiz eksiklik gösterirse uygulanır.

Önemli bir uyarı: Yapraklar ıslakken azotlu gübre kesinlikle serpilmemelidir, çünkü gübre yapraklara yapışarak yanıklara neden olur.

Sulama

Ayçiçeği kuru tarımda yetişebilse de sulamaya çok iyi yanıt verir. Dr. Sami Süzer’in yazısında verilen örneklere göre sulanmayan alanlarda dekara 125–130 kg olan verim, bir sulamayla 250 kg’a, iki sulamayla 310 kg’a, üç sulamayla yaklaşık 400 kg’a çıkabilmektedir. Su açığı genellikle 15–20 gün arayla yapılan 2–3 sulamayla kapatılır ve topraktaki faydalı su yaklaşık yarıya indiğinde sulama yapılması önerilir.

Sulamanın en etkili olduğu dönemler şunlardır:

  • Yıldız tomurcuk dönemi (ekimden yaklaşık 50–55 gün sonra) ya da bitki boyu 45–50 cm iken,
  • Çiçeklenmenin başlangıcı,
  • Tanelerin süt-hamur olum dönemi.

Yalnızca iki sulama yapılabiliyorsa biri çiçeklenmeden önce, diğeri çiçeklenmeden sonra; tek sulama imkânı varsa çiçeklenme döneminde yapılmalıdır.

Canavar Otu (Orobanş) ve Mildiyö

Canavar otu

Canavar otu ya da orobanş, Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün yayınında ayçiçeğinin en önemli sorunu olarak gösterilir. Yeşil yaprağı olmayan bu parazit bitki, ayçiçeğinin köklerine tutunarak su ve besinini emer. Hassas çeşitlerde ekimden 4–5 hafta sonra toprak yüzüne çıkan sürgünler görülür ve çiçeklenme döneminde tek bir bitki kökünde 50’den fazla sürgün sayılabilir. Tohumları toprakta 10–15 yıl canlı kalabildiği için bulaşık tarlalardan kurtulmak oldukça güçtür.

En etkili çözüm dayanıklı melez çeşitlerin ekilmesidir. Buğday, arpa, mısır, şeker pancarı, çeltik, pamuk ve baklagiller gibi ürünlerle ekim nöbeti uygulamak tarladaki tohum yükünü azaltmaya yardımcı olur. Bulaşık tarlalarda çeşit seçimi için bölgenizdeki İl/İlçe Müdürlüğüne danışmanız önerilir.

Mildiyö

Mildiyö (köse hastalığı), Plasmopara helianthi adlı fungal etmenden kaynaklanır. Hastalanan bitkiler bodur kalır, yaprakları sararır ve yaprakların alt yüzünde beyaz bir küf tabakası oluşur. Korunmada dayanıklı çeşit kullanımı esastır. Hibrit tohumlar genellikle ilaçlı olarak satılır; hassas çeşitlerde ekim öncesi tohum ilaçlaması yapılır. Hastalıklı bitki artıkları tarladan uzaklaştırılmalı ve ekim nöbeti uygulanmalıdır.

Kimyasal mücadele gerektiğinde yalnızca ruhsatlı bitki koruma ürünleri kullanılmalı ve etiketteki doza uyulmalıdır. Reçeteyi yetkili bir ziraat mühendisi ya da İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü düzenlemelidir.

Kuş Zararı

Olgunlaşma döneminde tablalardaki taneler kuşlar için cazip bir besin kaynağıdır. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün yayınında, tablası hafifçe aşağı doğru eğik olan melezlerin hem kuş zararını hem de güneş yanıklığını azalttığı ve kuş zararının yoğun olduğu yerlerde bu tip melezlerin tercih edilmesi önerilmektedir. Ayrıca hasadın gereğinden fazla geciktirilmesi kuş zararını ve tane dökülmesini artırır. Bu nedenle olgunlaşan tarlaların zamanında hasat edilmesi en pratik korunma yollarından biridir. Tarlayı olgunlaşma döneminde düzenli olarak kontrol etmek ve tane nemi uygun seviyeye düştüğünde hasadı ertelememek, kuşlara kaptırılan ürün miktarını en aza indirir.

Hasat ve Depolama

Ayçiçeği genellikle çiçeklenmeden 45–60 gün sonra hasat olgunluğuna gelir. Tabla arkasının ve tabla yapraklarının yüzde 50’si kahverengiye döndüğünde bitki çiçeklenmeden yaklaşık 1–1,5 ay sonrasına ulaşmıştır. Fizyolojik olumda tane nemi yaklaşık yüzde 35’tir. Hasada uygun dönemde ise tabla, sap ve yapraklar tamamen kahverengileşmiş, tane nemi yüzde 9–10’a düşmüştür.

  • Biçerdöverde batör devri yaklaşık 250–350 devir/dakika olacak şekilde ayarlanmalıdır.
  • Normal koşullarda hasat kaybı yüzde 3 civarındadır; ancak biçerdöver çok hızlı sürülürse kayıp yüzde 15–20’ye çıkabilir.
  • Güvenli depolama için tane nemi yüzde 10’un, tercihen yüzde 9,5’in altında olmalıdır. Daha nemli hasat edilen ürün kurutulmalıdır.

Enstitü verilerine göre kuru koşullarda dekara yaklaşık 250–300 kg, sulu koşullarda 350–500 kg verim alınabilmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Ayçiçeğinde dekara kaç bitki olmalı?

Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün önerisine göre en yüksek verim dekarda 4.500–5.000 bitki ile alınır. Bunun için 70 cm sıra arası ve 30–35 cm sıra üzeri mesafe uygundur. Kurak ve fakir topraklarda sıra üzeri açılmalı, sulu ve verimli topraklarda biraz sıklaştırılabilir.

Canavar otundan nasıl korunulur?

En etkili yol, bölgenizde yaygın olan orobanş ırklarına dayanıklı melez çeşitler ekmektir. Bunun yanında ayçiçeğini aynı tarlaya sık aralıklarla ekmemek ve hububat, mısır, şeker pancarı veya baklagillerle ekim nöbeti uygulamak tohum yükünü zamanla azaltır.

Ayçiçeği hangi nemde hasat edilir?

Tabla, sap ve yapraklar tamamen kahverengileştiğinde ve tane nemi yüzde 9–10’a düştüğünde hasat yapılabilir. Depolama için nemin yüzde 10’un altında olması gerekir.

İlgili Rehberler

Kaynaklar

Kapak fotoğrafı: Türkiye’de çiçeklenme dönemindeki bir ayçiçeği tarlası. Fotoğraf: Sebnem Gulfidan, Wikimedia Commons, CC BY 2.0

Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır. Bölgenize ve işletmenize özel öneriler için İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünüze başvurunuz.

Güncel