Kuraklık, Türkiye tarımının en büyük risklerinden biridir. Yağmurun beklenen zamanda ve miktarda düşmemesi, kuru tarım yapılan buğday ve arpa tarlalarında verimi doğrudan düşürür. Barajlar ve yeraltı suları beslenemediği için sulu tarım da zor durumda kalır. 2025 yılı bunun açık bir örneği oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) verilerine göre 2025, ülke genelinde son 61 yılın en kurak yılıydı. 2026 su yılında ise tablo tersine döndü ve yağışlar normalin belirgin şekilde üzerine çıktı. Bu iki yıl arka arkaya, kuraklığın bir defalık bir olay değil, hazırlıklı olunması gereken tekrarlayan bir risk olduğunu gösteriyor.
Bu rehberde 2025 kuraklığını ve 2026’daki durumu resmî verilerle özetliyor, devletin kuraklık yönetim yapısını ve eylem planlarını, su kısıtlı havzaları, kuraklığa dayanıklı ürün seçimini, toprak nemini koruma yöntemlerini ve TARSİM‘in kuraklık riskine karşı sunduğu sigortaları anlatıyoruz.
Kuraklık genel olarak yağışın uzun süre normalin altında kalmasıdır. Ancak her yağış açığı aynı etkiyi yapmaz. Meteorolojik kuraklık yağışın azalmasıyla başlar. Bu durum devam edip topraktaki nem bitkinin ihtiyacını karşılayamaz hale geldiğinde tarımsal kuraklık ortaya çıkar. Kuraklık daha da uzarsa akarsu, baraj ve yeraltı suyu seviyeleri düşer. Buna hidrolojik kuraklık denir.
Tarımsal kuraklığın etkisi, yağış açığının hangi dönemde yaşandığına çok bağlıdır. Örneğin hububatta sapa kalkma ve başaklanma dönemindeki bir yağış açığı, kışın yaşanan aynı açıktan çok daha fazla verim kaybına yol açabilir. Bu yüzden Tarım ve Orman Bakanlığı, her su yılı boyunca yağış ve sulama suyu verilerinin yanında hububatın ekimden hasada kadar gelişim dönemlerini de aylık olarak izlemektedir.
2025 Kuraklığı ve 2026’daki Durum
Kurak bir yazda su seviyesi düşen baraj Fotoğraf: Chris Heaton, Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0
2025: Son 61 yılın en kurak yılı
MGM’nin Şubat 2026’da yayımladığı 2025 Yılı Yağış Değerlendirmesi’ne göre Türkiye’nin 2025 yılı alansal yağışı 414,9 mm oldu. Bu değer, 1991–2020 normali olan 573,4 mm’nin yüzde 27,6 altında, 2024 yağışının ise yüzde 22,8 altındadır. Raporda 2025, 1964’ten bu yana en kurak yıl olarak nitelendirilmiştir.
Raporun öne çıkan diğer bulguları şunlardır:
Bütün coğrafi bölgelerde yağış hem normalin hem de 2024’ün altında kaldı. En büyük düşüş yüzde 48,4 ile Güneydoğu Anadolu’da yaşandı. Akdeniz’de yağış yüzde 39,4, İç Anadolu’da yüzde 31,2, Marmara’da yüzde 31,7 azaldı.
Havzalar arasında yalnızca Doğu Karadeniz normalin üzerinde yağış aldı. En büyük açık Asi, Doğu Akdeniz ve Ceyhan havzalarındaydı.
Kış yağışı yüzde 32, yaz yağışı yüzde 53 azaldı. Yaz yağışı son 65 yılın en düşük seviyesindeydi.
Yağışlı gün sayısı ortalama 88’e düştü. Bu, son 12 yılın en düşük değeriydi.
Bu kuraklık özellikle kuru tarım yapılan hububat ve baklagil alanlarında verimi düşürdü. Göllerde de etkisi görüldü. Bakanlığa bağlı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, 25 Temmuz 2025’te Eber, Akşehir, Bafa, Beyşehir, Burdur, İznik, Sapanca ve Seyfe göllerini kapsayan bir çalıştay düzenledi. Bu göllerde su seviyelerinin iklim değişikliği ve tekrarlayan kuraklıklar nedeniyle düştüğü belirtildi ve her biri için eylem planı hazırlanmasına başlandı.
2026 su yılı: Yağışlarda güçlü toparlanma
MGM’nin 13 Ekim 2026’da güncellenen alansal yağış raporuna göre 1 Ekim 2025 – 30 Eylül 2026 dönemini kapsayan 2026 su yılında Türkiye ortalaması 741,6 mm oldu. Bu değer normalin yüzde 29, bir önceki su yılının yüzde 76 üzerindedir ve rapora göre son 66 yılın en yüksek seviyesidir. Bütün bölgeler normalin üzerinde yağış aldı. Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da artış normale göre yüzde 45’e ulaştı. MGM, bu raporun henüz kontrolden geçmemiş verilerle hazırlandığını belirtiyor.
Devlet Su İşleri’nin (DSİ) 2 Nisan 2026 tarihli haberinde de 2026 yılına bol yağışla girildiği ve barajların dolduğu ifade edildi. Ancak aynı haberde Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir suyun 1.301 metreküp olduğu ve ülkenin su stresi çeken ülkeler arasında yer aldığı da vurgulandı. Yani tek bir yağışlı yıl, yeraltı suyu açığını ve uzun dönemli riski ortadan kaldırmaz. Kuraklığa hazırlık, yağışlı yıllarda da sürdürülmesi gereken bir iştir.
Kuraklık Yönetimi ve Eylem Planları
Tarımsal Kuraklık Yönetimi yapısı
Kuraklıkla mücadelenin çerçevesi, 23 Temmuz 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Tarımsal Kuraklık Yönetiminin Görevleri, Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik ile çizilmiştir. Yapıyı Tarım ve Orman Bakanlığı koordine eder ve şu birimlerden oluşur:
Koordinasyon Kurulu: Kuraklık strateji ve eylem planını hazırlar, kurumlar arasında koordinasyonu sağlar ve kuraklıktan etkilenen illerde uygulanacak kararları verir.
Tahmin, Erken Uyarı ve İzleme Komitesi: Kamu kurumlarından veri toplar ve uyarıları Risk Değerlendirme Komitesine iletir.
Risk Değerlendirme Komitesi: Verileri analiz eder ve Koordinasyon Kuruluna eylem raporları hazırlar.
İl Tarımsal Kuraklık Kriz Merkezleri: Ulusal stratejiyle uyumlu il kuraklık eylem planını hazırlar ve uygular, ilin arazi, su ve iklim verilerini günceller. Yılda en az bir kez toplanır.
Uygulamaya bir örnek olarak Batman İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 28 Nisan 2025 tarihli haberinde, il kriz merkezinin yağış verilerini, temel ürünlerin gelişimini ve baraj ile göletlerin doluluk oranlarını değerlendirerek 2025 planlamasına uygun tedbirleri belirlediği aktarılmıştır.
2023–2027 Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı
Bakanlığın 30 Ocak 2023’te kamuoyuyla paylaştığı beş yıllık plan; farkındalığı artırmayı, tarımsal suyu sürdürülebilir şekilde planlamayı, kuraklık olmayan dönemlerde de hazırlık yapmayı ve kriz dönemlerinde etkileri en aza indirmeyi amaçlar. Planda öne çıkan başlıklar şunlardır:
Sulama şebekelerinin uygun yerlerde kapalı sisteme dönüştürülmesi, yeraltı suyu kuyularının sayaçla izlenmesi ve gerektiğinde kısıtlı sulama programlarının uygulanması,
Baraj ve gölet kapasitesinin artırılması, arıtılmış atık suyun ve drenaj suyunun yeniden kullanılması,
Ürün deseninin il bazında planlanması, yüksek riskli alanlarda yem bitkilerine yönelinmesi ve hayvan yemi arzının güvenceye alınması,
Sertifikalı tohum kullanımının artırılması, kuraklığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi ve su hasadı tekniklerinin uygulanması,
Çiftçilere verimli sulama ve iklim dostu tarım teknikleri konusunda eğitim verilmesi.
Planda yağış, toprak nemi, yüzey ve yeraltı suyu verilerine göre belirlenen eşik değerlerin il kriz yönetim planlarına yön vereceği belirtilmektedir. Bakanlığın 2025 tarihli haberine göre bu çalışmalara ek olarak bir Kuraklık Tahmin ve Erken Uyarı Sistemi de kurulmaktadır.
Su Kısıtlı Havzalar ve Üretim Planlaması
Bazı bölgelerde yeraltından çekilen sulama suyu, yağışla beslenen miktardan fazladır ve su seviyesi her yıl düşmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 tarihli “Tarımsal Yeraltı Su Kısıtı Hakkında” belgesine göre DSİ ölçümleri ve saha çalışmalarıyla belirlenen su kısıtlı alan, 11 ildeki 52 ilçeyi kapsamaktadır. Bu iller Aksaray, Ankara, Eskişehir, Hatay, Karaman, Kırşehir, Konya, Mardin, Nevşehir, Niğde ve Şanlıurfa’dır. İlçe sayısı en fazla olan il 19 ilçeyle Konya’dır. Belgeye göre ilçe listesinin güncellenmesi için 2025’te çalışma başlatılmıştır.
Bu havzalarda uygulanan başlıca kurallar şunlardır:
Damla sulama yapmayan dane mısır üreticilerine destekleme ödemesi yapılmaz.
İkinci ürün mısır (dane veya silajlık) ekimine izin verilmez.
Sulu arazide arpa, buğday, yağlık ayçiçeği, aspir, fiğ, mercimek, nohut ve yem bezelyesi üreten çiftçilere ilave destek ödenir.
Bakanlığın “Sorularla Tarımsal Üretim Planlaması – 2026” belgesine göre su kısıtlı havzalardaki sulu parsellerde mısır, patates, domates, havuç ve şeker pancarı dört yılda en fazla iki kez ve art arda olmamak üzere ekilebilir. Belgede planlama sonunda bu havzalarda dane mısır ve patates alanlarının yaklaşık üçte bir oranında azaltılmasının hedeflendiği belirtilmektedir. Üretim planlaması kapsamında ekim yapmadan önce İl veya İlçe Müdürlüğüne ya da e-Devlet üzerinden izin başvurusu yapılması gerekir. Parselinizin su kısıtlı alanda olup olmadığını ve size uygulanacak kuralları İlçe Müdürlüğünüzden öğrenebilirsiniz.
Kuraklığa Dayanıklı Ürün ve Çeşit Seçimi
Kuraklık riskini azaltmanın en etkili yollarından biri, su ihtiyacı yüksek ürünler yerine bölgenin yağış düzenine uygun ürünler seçmektir. Bakanlığın kuraklık stratejisinde ve su kısıtı uygulamalarında öne çıkan yaklaşımlar şöyle özetlenebilir:
Su tüketimi yüksek ürünlerden vazgeçmek: Su kısıtlı havzalarda dane mısır gibi suyu çok tüketen ürünlerin yerine mercimek ve nohut gibi daha az su isteyen baklagillere geçilmesi teşvik edilmektedir.
Kuru tarıma uygun ürünler: Arpa, buğday, aspir, fiğ ve yem bezelyesi, su kısıtlı alanlarda ilave destek verilen ürünler arasındadır.
Yem bitkilerine yönelmek: Strateji belgesi, yüksek riskli alanlarda yem bitkilerinin payının artırılmasını ve hayvan yemi arzının güvenceye alınmasını öngörür.
Sertifikalı ve dayanıklı çeşit: Bakanlığa bağlı araştırma enstitüleri kuru koşullara uygun hububat ve baklagil çeşitleri geliştirmektedir. Bölgenize uygun tescilli çeşitleri il müdürlüğünden veya bölgenizdeki araştırma enstitüsünden öğrenebilirsiniz.
Ekim nöbeti: Planlama kurallarına göre sulu tarlalarda en az üçlü, kuru tarlalarda en az ikili ekim nöbeti uygulanmalıdır. Aynı ürünün aynı parsele üst üste ikiden fazla ekilmemesi, toprağın su tutma kapasitesini ve sağlığını da korur.
Toprak Nemini Koruma Yöntemleri
Kuru tarımda verimi belirleyen en önemli etken, yağışla toprağa giren suyun ne kadarının bitkiye ulaştığıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün 10 Temmuz 2026 tarihli “Tarım Sahada” buluşmasında da kuraklığa dayanıklı çeşitler, toprak neminin korunması ve su kısıtına uygun tarım teknikleri ele alınmıştır. Uygulanabilecek başlıca yöntemler şunlardır:
Anızı yakmamak: Şırnak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün yayınında belirtildiği gibi anız yakmak toprağın su tutma kapasitesini azaltır, organik maddeyi yok eder, toprak canlılarını öldürür ve kurak bölgelerde erozyonu artırır. Anız yakmak yasaktır ve 2872 sayılı Çevre Kanunu ile 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre yaptırımı vardır. Anız parçalanarak toprak yüzeyine serilmeli ya da doğrudan anıza ekim yapılmalıdır.
Toprağı az işlemek: Bakanlığın çiftçi eğitimlerinde azaltılmış ve işlemesiz toprak işleme teknikleri öne çıkarılmaktadır. Toprağı her sürüşte nem kaybı artar. Doğrudan ekim ve şeritvari toprak işleme, bitki artıklarını yüzeyde tutarak buharlaşmayı azaltır.
Su hasadı: Strateji belgesinde yer alan su hasadı teknikleri, yağış suyunun tarladan akıp gitmeden toprağa sızmasını sağlar. Uygulanacak yöntemi arazinin eğimine ve toprak yapısına göre il müdürlüğüyle birlikte belirlemek gerekir.
Yabancı otla mücadele: Yabancı otlar topraktaki suyu kültür bitkisiyle paylaşır. Kurak yıllarda zamanında yapılan yabancı ot kontrolü, mevcut nemin ürüne kalmasını sağlar.
Verimli sulama: Sulu tarımda damla ve yağmurlama gibi basınçlı sistemler suyu tasarruflu kullanır. DSİ’nin Nisan 2026 haberine göre kapalı borulu sulama sistemleriyle her yıl yaklaşık 10 milyar metreküp su tasarrufu sağlanmaktadır. Kısıtlı sulama ve gece sulaması da buharlaşma kaybını azaltır.
TARSİM ile Kuraklık Riskine Karşı Sigorta
Bakanlığın 2026 teminat duyurusunda bitkisel ürün sigortası için sayılan riskler arasında kuraklık yer almaz. Kuraklık riskine karşı Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) aracılığıyla devlet destekli köy bazlı verim sigortası uygulanmaktadır.
Köy bazlı verim sigortası nasıl çalışır?
Bu sigortada tazminat tek tek tarlaların ekspertiziyle değil, köyün ortalama verimine göre hesaplanır. Sigorta bedeli; köyün ortalama verimi, TARSİM’in o sezon için belirlediği ürün birim fiyatı ve Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı ekili alan dikkate alınarak bulunur. Hasat sonunda köyün gerçekleşen ortalama verimi belirlenen eşik verim değerinin altında kalırsa tazminat doğar. Bu nedenle sigortanın yapılabilmesi için arazinin ÇKS’ye doğru kaydedilmiş olması gerekir.
2026 kapsamı ve prim desteği
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 31 Aralık 2025 tarihli duyurusuna göre 2026’da köy bazlı verim sigortası kuru tarımda buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek ile yağlık ayçiçeğini kapsamaktadır. Kuraklık, don, sıcak rüzgâr, sıcak hava dalgası, aşırı nem ve aşırı yağış kaynaklı verim kayıpları teminat altındadır. Dolu ise bu sigortanın kapsamında değildir; dolu için bitkisel ürün sigortası ayrıca yaptırılmalıdır. Köy bazlı verim sigortasında 2026 yılı devlet prim desteği yüzde 70’tir.
Poliçenin kabul tarihleri her sezon TARSİM tarafından ilan edilir. Ekimden sonra geç kalmamak için sigortayı ekim döneminde yaptırmak gerekir. Güncel tarihler, tarifeler ve indirimler için TARSİM acentelerine, İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünüze veya TARSİM’in resmî kanallarına başvurabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
2026 çok yağışlı geçti. Kuraklık önlemlerine yine de gerek var mı?
Evet. MGM verilerine göre 2025 son 61 yılın en kurak yılıyken 2026 su yılı son 66 yılın en yağışlı dönemi oldu. Bu kadar büyük dalgalanmalar, kuraklığın her an yeniden yaşanabileceğini gösterir. Yeraltı suyu seviyesi tek bir yağışlı yılda eski haline dönmez. Anızı korumak, az toprak işlemek, ekim nöbeti uygulamak ve sigorta yaptırmak her yıl sürdürülmesi gereken alışkanlıklardır.
Arazim su kısıtlı ilçede değilse mısır desteği şartları beni etkiler mi?
Damla sulama şartı ve ikinci ürün mısır yasağı, Bakanlığın belirlediği 52 su kısıtlı ilçe için geçerlidir. Bununla birlikte üretim planlaması kapsamındaki ekim nöbeti ve izin kuralları tüm ülkede uygulanır. Bu kurallar her yıl güncellenebileceği için İlçe Müdürlüğünüzden bilgi almanız önerilir.
Köy bazlı verim sigortasında tarlam kurudu ama köy ortalaması düşmediyse ne olur?
Bu sigortada tazminat köyün ortalama verimine göre hesaplanır. Köyün gerçekleşen ortalama verimi eşik değerin üzerindeyse, tek bir tarladaki kayıp için tazminat ödenmez. Tarlaya özgü kayıplara karşı aynı parsel için bitkisel ürün sigortası da yaptırılabilir; hangi risklerin kapsandığını poliçe yaptırmadan önce TARSİM acentesinden öğrenin.