TÜRKİYE TARIMI İÇİN BİLGİ VE EĞİTİM
Kovanlarını kontrol eden göçer arıcı

Varroa ve Arı Hastalıkları: Yavru Çürüklüğü, Nosema ve Kireç Hastalığı

Bal arısı kolonileri; akarlar, bakteriler, mantarlar ve mikrosporidiler gibi pek çok etkenin saldırısına açıktır. Bu hastalıkların bir kısmı koloniyi sessizce zayıflatır, bir kısmı ise arılığın tamamını kısa sürede çökertebilir. Üstelik yanlış zamanda ya da ruhsatsız ürünlerle yapılan müdahaleler balda ve balmumunda kalıntı bırakarak hem tüketici sağlığını hem de arıcının pazarını tehlikeye atar.

Bu rehberde Bakanlığa bağlı Arıcılık Araştırma Enstitüsü’nün (Ordu) yayınlarına, Bakanlık talimat ve yönetmeliklerine dayanarak varroa akarını, Amerikan ve Avrupa yavru çürüklüğünü, nosemayı ve kireç hastalığını ele alıyoruz. Belirtileri, kovan kontrolünü, mücadele ilkelerini, ihbarı zorunlu hastalıkları, bal kalıntısı riskini ve gezginci arıcılıkta gereken belgeleri anlatıyoruz. Rehberde ilaç ya da ürün adı ve dozu yer almaz.

İçindekiler
  1. Kovan Kontrolü: Hastalıkları Erken Fark Etmenin Yolu
  2. Varroa Akarı
  3. Amerikan Yavru Çürüklüğü
  4. Avrupa Yavru Çürüklüğü
  5. Nosema
  6. Kireç Hastalığı
  7. İhbarı Mecburi Arı Hastalıkları ve Bal Kalıntısı Riski
  8. Gezginci Arıcılıkta Hareket Belgeleri
  9. Sık Sorulan Sorular

Kovan Kontrolü: Hastalıkları Erken Fark Etmenin Yolu

Arı hastalıklarında başarının anahtarı erken teşhistir. Güçlü bir koloni hastalığın ilk aşamalarında belirti göstermeyebilir. Sorun çoğu zaman koloni zayıfladığında fark edilir. Bu nedenle özellikle ilkbahar ve sonbahar bakımlarında her kovan sistemli biçimde kontrol edilmelidir. Kontrolde şu noktalara bakın:

  • Yavru düzeni: Sağlıklı bir kuluçkalıkta kapalı yavrular düzenli ve kesintisiz bir alan oluşturur. Boşluklu, dağınık (“kurşun yemiş” görünümlü) yavru düzeni bir sorunun işaretidir.
  • Sırlar: Çökük, koyulaşmış veya delinmiş sırlar yavru hastalıklarını düşündürür.
  • Larvaların rengi ve kıvamı: Sağlıklı larva parlak inci beyazıdır. Sararmış, kahverengileşmiş, sünen ya da tebeşir gibi sertleşmiş larvalar dikkat ister.
  • Ergin arılar: Kanat ve bacak bozukluğu, şişkin karın, uçamayıp sürünen arılar.
  • Dip tahtası ve uçuş tahtası: Düşmüş akarlar, mumyalaşmış larvalar, kovan önünde ve çerçevelerde ishal lekeleri.
  • Koku: Kovanda tutkal ya da çürümüş et kokusu ciddi bir uyarıdır.

Hastalık şüphesi olan kovanın çerçevelerini, ballarını ve ekipmanını başka kovanlara taşımayın. Ordu’daki Arıcılık Araştırma Enstitüsü’nün Arı Sağlığı Bölümü; Amerikan yavru çürüklüğü teşhisi, nosema analizi ve varroa sayımı gibi laboratuvar hizmetleri sunar. Örnek gönderme koşullarını enstitüden ya da İl/İlçe Müdürlüğünüzden öğrenebilirsiniz.

Varroa Akarı

Bal arısı üzerinde varroa akarı
Bal arısı üzerinde varroa akarı (yakın çekim)
Fotoğraf: Courtesy, Eric Erbe, Christopher Pooley: USDA, ARS, EMU., Wikimedia Commons, Public domain

Belirtiler ve yayılma

Varroa (Varroa destructor), ergin arıların, larvaların ve pupaların vücut sıvısıyla beslenen bir akardır. Dişi akarlar 1,1–1,2 mm uzunluğunda, 1,5–1,6 mm genişliğinde ve kırmızımsı kahverengidir, yani çıplak gözle görülebilir. Bakanlığın varroosis talimatına göre hastalık Türkiye’de ilk kez 1978 ilkbaharında İzmir yakınlarında görülmüş ve kısa sürede büyük koloni kayıplarına yol açmıştır.

Arıcılık Araştırma Enstitüsü’nün arı hastalıkları kitapçığına göre akar, erkek arı gözlerini işçi arı gözlerine tercih eder ve gözler kapanmadan hemen önce içeri girer. Bulaşık kolonilerde kanatları buruşuk, bacakları ve karınları kısa, zayıf ve uçamayan arılar görülür. Erkek arı sayısı düşer, koloni kış salkımı kuramayabilir. Akarın açtığı yaralar viral hastalıklara kapı açar. Zayıflayan koloniler yağmalanır ve bu da akarı komşu kovanlara taşır. Talimatta sayılan başlıca yayılma yolları şunlardır: kontrolsüz gezginci arıcılık, yağmacılık, arıların yanlış kovana girmesi (şaşırma), başıboş oğullar, kontrolsüz koloni birleştirme, bulaşık bölgelerden ana arı ve koloni alımı.

Varroa yükünü izlemek

Mücadele kararının dayanağı, kolonideki akar yükünün düzenli ölçülmesidir. Bakanlık talimatında ergin arıların, özellikle erkek arı gözlerindeki kapalı yavruların ve dip tahtası döküntüsünün incelenmesi önerilir. Yaklaşık 150–200 arıdan alınan örnekte akar sayımı yapılabilir. Dip tahtasına yerleştirilen kafesli yapışkan tablalar da düşen akarı izlemeye yarar. Bakanlığa bağlı Kafkas Arısı Üretim, Eğitim ve Gen Merkezi’nin Nisan 2026’da düzenlediği uygulamalı eğitimde, koloniye zarar vermeden akar yükünü ölçmeye yarayan pudra şekeri testi arıcılara gösterilmiştir. Hangi yük düzeyinde müdahale gerektiğine veteriner hekiminizle birlikte karar verin.

Mücadele ilkeleri

Bakanlığın talimatı ilk ilke olarak tedaviden önce korunmayı öne çıkarır. Koruyucu ve biyoteknik önlemler şunlardır:

  • Güçlü koloni: İlkbahar ve sonbahar kontrollerinde kolonileri yeterli besleyin, zayıf kolonilerde uçuş deliğini daraltarak yağmacılığı önleyin.
  • Şaşırmayı azaltma: Kovanları farklı yönlere bakacak ve farklı renklerle ayırt edilecek şekilde dizin.
  • Erkek arı peteği tuzağı: Kuluçkalığa erkek arı gözü örülecek bir çerçeve verilir. Akarlar bu gözlere toplanır, gözler kapandıktan sonra petek kesilerek kovandan uzaklaştırılır. Enstitü kitapçığında bu tuzaklamanın etkinliği %93–96 olarak verilir. Talimat yöntemin sezonda 3–4 kez tekrarlanabileceğini belirtir.
  • Yavrusuz dönemden yararlanma: Akarların çoğu kapalı yavru içinde çoğalır. Kolonide kapalı yavrunun bulunmadığı dönemde yapılan uygulamalar daha etkili olur.
  • Bölgesel eşgüdüm: Talimat, aynı bölgedeki arılıklarda uygulamaların eş zamanlı ve gözetim altında yapılmasını ister. Aksi hâlde bir arılıktaki akar komşusuna geri döner.

Akar yükü ilaçlı müdahaleyi zorunlu kılıyorsa talimatın ve enstitü yayınının ortak ilkeleri açıktır. Yalnızca arılar için ruhsatlandırılmış ürünler kullanılmalı, etiket talimatına uyulmalı, bal akımı ve hasat döneminde uygulama yapılmamalıdır. Uygulama zamanı erken ilkbahar ve geç sonbahardır. Direnç gelişmesini yavaşlatmak için etken maddeler dönüşümlü kullanılmalı ve etkisini yitirmiş şeritler yeniden kullanılmamalıdır. Tedavi, aşı programı ve ilaç kullanımı konusunda mutlaka veteriner hekiminize danışın; ilaçları yalnızca veteriner hekim reçetesiyle ve belirtilen arınma sürelerine uyarak kullanın.

Amerikan Yavru Çürüklüğü

Amerikan yavru çürüklüğüne (AYÇ) spor oluşturan Paenibacillus larvae bakterisi neden olur. Hastalık, arıcılığın en tehlikeli bakteriyel hastalığıdır. Arıcılık Araştırma Enstitüsü’nün kitapçığına göre bakteri sporları son derece dayanıklıdır. Toprakta 60 yıla, kovanda 33 yıla kadar canlı kalabilir, balda 100 °C’de yarım saat ısıtılmaya dayanabilir. Larvalar sporlu besinle beslendiğinde hastalanır. Hastalık yağmacılık, bulaşık alet ve çerçeveler, bulaşık bal ve polen ile yayılır.

Belirtiler

  • Düzensiz, boşluklu yavru alanı,
  • Çökük, koyulaşmış ve delikli sırlar,
  • Önce kahverengi, sonra siyaha dönen ve gözün tabanına yapışan ölü larva ve pupalar. Kuruyan kalıntılar göz duvarında sert bir kabuk oluşturur,
  • Tutkal ya da bozulmuş balık kokusunu andıran ekşi bir koku,
  • Kibrit çöpü testi: Ölü larvaya batırılıp çekilen kibrit çöpüyle birlikte yapışkan kalıntı birkaç santimetre uzayarak ip gibi çekilir.

Kesin teşhis laboratuvarda konur. Enstitü kitapçığında, AB ve aday ülkelerde antibiyotik kullanımı yasak olduğundan hastalığın tedavisinin söz konusu olmadığı belirtilir. Ağır bulaşık koloniler arıları ve çerçeveleriyle birlikte yakılarak gömülür. Isıya dayanıklı malzeme kazınıp alevden geçirilir. AYÇ ihbarı mecburi bir hastalıktır. Kitapçıkta aktarılan mevzuata göre hastalık doğrulandığında çevrede kordon uygulanır ve kordon, laboratuvar onayı ile dezenfeksiyon sonrasında belirlenen süre dolduktan sonra kaldırılır.

Avrupa Yavru Çürüklüğü

Avrupa yavru çürüklüğüne (AvYÇ) Melissococcus pluton adlı bakteri neden olur. Yanında fırsatçı başka bakteriler de bulunabilir. Arıcılık Araştırma Enstitüsü’nün kitapçığına göre zayıf koloniler, kötü kışlatma, soğuk ve yağışlı ilkbahar, yetersiz besleme ve stres hastalığı kolaylaştırır. Hastalık en çok ilkbahar ve yaz aylarında görülür.

Belirtiler ve AYÇ’den ayıran noktalar şunlardır:

  • Larvaların büyük çoğunluğu gözler kapanmadan, açık yavru döneminde ölür. AYÇ’de ise ölüm genellikle sırlı gözlerde görülür.
  • Ölü larvalar gözün dibinde “C” şeklinde kıvrık durur. Rengi donuk beyazdan sarıya, kahverengiye ve siyaha döner.
  • Kalıntı önce sulu ve yumuşak, sonra macun kıvamındadır. Kibrit çöpü testinde belirgin bir uzama görülmez.
  • Koku ekşi maya ya da çürümüş et kokusunu andırır.
  • İşçi arılar ölü larvaları çoğu zaman temizleyebilir. Bu nedenle yavru alanı düzensiz ve boşluklu görünür.

Korunmada kolonileri güçlü tutmak, yeterli ve proteince zengin besin sağlamak, steril temel petek kullanmak, kovan ve ekipmanı dezenfekte etmek ve varroayı kontrol altında tutmak öne çıkar. Hasta kolonilerin başka yerlere taşınmaması gerekir. AYÇ ile karıştırılabileceği için şüphede laboratuvar teşhisi önemlidir.

Nosema

Nosema, işçi, erkek ve zaman zaman ana arının sindirim kanalına yerleşen mikrosporidi türlerinin (Nosema apis ve Nosema ceranae) neden olduğu bir hastalıktır. Enstitü kitapçığına göre N. ceranae daha az sporla hastalık oluşturabilir ve belirgin belirti vermeden ölümlere yol açabilir. Hastalık ilkbaharda kuluçka başlangıcıyla, özellikle nisan ve mayıs aylarında ortaya çıkar. Yazın baskılanır, ekim ve kasım aylarında yeniden görülebilir.

Başlıca belirtiler huzursuzluk, aşırı su içme, zamansız uçuşlar, kovan önünde ve çerçevelerde ishal lekeleri, şişkin karın ve uçamayıp sürünen arılardır. Kesin teşhis mikroskopta spor aranarak, türlerin ayrımı ise moleküler yöntemlerle yapılır. Enstitü kitapçığında aktarılan bir araştırmada Doğu Karadeniz’deki arılıkların ilkbaharda %89’unda, sonbaharda %38’inde nosema sporu saptandığı bildirilir. Bu oran, hastalığın sanıldığından yaygın olabileceğini gösterir.

Korunmanın temeli kovan içi nemi azaltmaktır. Kovanları kuru ve havadar yerlere yerleştirin, kolonileri kışa güçlü ve iyi beslenmiş olarak sokun ve depolanan petekleri uygun yöntemlerle dezenfekte edin.

Kireç Hastalığı

Kireç hastalığı, Ascosphaera apis adlı bir mantarın neden olduğu bir yavru hastalığıdır. Enstitü yayınlarında yavru hastalıkları arasında sınıflandırılır. Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nin arı hastalıkları el kitabına göre mantar sporları toprakta ve çevrede yaklaşık 15 yıl canlı kalabilir ve rüzgârla taşınabilir. Hastalanan larvalar mumyalaşır ve beyaz, gri ya da siyahımsı renk alır. Başlangıçta parmaklar arasında ezilebilen larvalar ilerleyen dönemde pirinç tanesi gibi sertleşir. İşçi arılar bunları kovan önüne ve uçuş tahtasına atar. Bu nedenle uçuş tahtasında ve dip tahtasında görülen sert, tebeşir benzeri larvalar hastalığın en kolay fark edilen işaretidir.

Hastalık nemli, iyi havalanmayan kovanlarda ve zayıf kolonilerde sorun olur. Uludağ Üniversitesi’nde Güney Marmara’da yapılan bir araştırmada nem, yoğun varroa bulaşıklığı ve eski peteklerin hastalıkla güçlü biçimde ilişkili olduğu bulunmuştur. Aynı çalışmada koruyucu önlemlere titizlikle uyulduğunda belirtilerin tedavisiz kaybolduğu bildirilmiştir. Korunma için:

  • Kovanları yerden yükseltip havalandırmayı sağlayın, nemden koruyun,
  • Eski ve kararmış petekleri düzenli olarak yenileyin,
  • Güçlü kolonilerle çalışın, açlık, soğuk ve gereksiz rahatsızlık gibi stres etkenlerini azaltın,
  • Sürekli hastalık gösteren kolonilerde ana arıyı sağlıklı kolonilerden yetiştirilmiş ana arıyla değiştirin,
  • Gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımından kaçının. El kitabına göre bu uygulama larvanın yararlı bağırsak florasını bozarak hastalığı ağırlaştırabilir.

İhbarı Mecburi Arı Hastalıkları ve Bal Kalıntısı Riski

22 Ocak 2011 tarihli İhbarı Mecburi Hayvan Hastalıkları ve Bildirimine İlişkin Yönetmelik‘in listesinde üç arı hastalığı yer alır: Amerikan yavru çürüklüğü, küçük kovan böceği (Aethina tumida) ve Tropilaelaps akarı. Bu hastalıklardan şüphelenen arıcı durumu vakit kaybetmeden İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne bildirmek zorundadır. Enstitü kitapçığına göre varroa ihbarı mecburi hastalıklar arasında değildir, ancak il müdürlükleri ve arı yetiştiricileri birlikleriyle eşgüdüm içinde bölgesel mücadele gerektirir.

Şüphe anında resmî veteriner hekim gelene kadar hasta kovanlardan petek, bal ve ekipman çıkarmayın, arılığa dışarıdan koloni sokmayın ve teşhisten önce kendi başınıza ilaç uygulamayın. Bu kurallar Bakanlığın varroosis talimatında da arıcının yükümlülükleri arasında sayılır.

Bal ve balmumunda kalıntı

Arıcılık Araştırma Enstitüsü’nün kitapçığı, ruhsatsız ürünlerin kullanılmasının, ruhsatlı ürünlerin etiket dışı kullanılmasının ya da yanlış zamanda uygulanmasının arı ürünlerinde kalıntıya yol açtığını vurgular. Kalıntılı bal hem tüketici sağlığı hem de iç ve dış pazar açısından ciddi bir risktir. Balmumunda biriken kalıntılar temel petek yoluyla yıllarca kovanda kalabilir. Bu yüzden:

  • Bal akımı ve hasat döneminde hiçbir kimyasal uygulama yapmayın, ballıkları uygulama sırasında kovandan alın.
  • Antibiyotikleri koruyucu amaçla ya da kendi başınıza kullanmayın.
  • Temel peteği güvenilir ve denetimli kaynaklardan alın.
  • 2024 tarihli Arıcılık Yönetmeliği’ne göre kullandığınız veteriner ilaçlarını kayıt altına alın, reçeteleri saklayın ve denetimde gösterin.

Gezginci Arıcılıkta Hareket Belgeleri

Gezginci arıcılık hastalıkların bölgeler arasında taşınmasında önemli bir yoldur. Bu nedenle kovan hareketleri belgeye bağlanmıştır. 23 Mayıs 2024 tarihli ve 32554 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Arıcılık Yönetmeliği‘nin genel çerçevesi şöyledir:

  • Kayıt ve kovan plakası: Arı işletmeleri Arıcılık Kayıt Sistemi’ne (AKS) kayıtlı olmalı, koloniler hareket ettirilmeden önce Bakanlık logolu, barkodlu ve karekodlu kovan plakalarıyla tanımlanmalıdır. Tanımlanmamış koloniler için nakil izni ve sağlık raporu düzenlenmez.
  • Arı Konaklama Belgesi (AKB): Gezginci arıcı, konaklayacağı her yer için ve kayıtlı adresine dönerken bu belgeyi almalıdır.
  • İl içi hareketler: Arı Konaklama Belgesi ve arı nakil belgesi gerekir.
  • İller arası hareketler: Arı Konaklama Belgesi ve veteriner sağlık raporu gerekir. Rapordaki adres, konaklama belgesindeki yerle uyumlu olmalıdır.
  • Denetim: Arıcı kimlik kartı, güncel AKS kaydı, konaklama belgesi ve sağlık raporu istendiğinde görevlilere gösterilmelidir.

Yönetmelik, zirai ilaçlama yapacak çiftçilerin ilaçlamadan 10 gün önce ilçe müdürlüğünü ve muhtarlığı bilgilendirmesini de öngörür. Konaklama yerinizin çevresindeki ilaçlama duyurularını takip edin. Belgelerin güncel biçimi, başvuru yeri ve bölgenizde geçerli olabilecek ek kısıtlamalar için İl/İlçe Müdürlüğünüze ve veteriner hekiminize danışın. Hastalık çıkan bölgelerden koloni ve ana arı almaktan kaçının.

Sık Sorulan Sorular

Amerikan yavru çürüklüğünü Avrupa yavru çürüklüğünden nasıl ayırırım?

Sahadaki en pratik ipucu kibrit çöpü testidir. AYÇ’de ölü larva kalıntısı yapışkandır ve çöple birlikte ip gibi uzar. AvYÇ’de ise kalıntı sulu ya da macunsu olup belirgin biçimde uzamaz. Ayrıca AYÇ’de ölümler çoğunlukla sırlı gözlerde, AvYÇ’de açık yavruda görülür. Yine de kesin ayrım laboratuvarda yapılır. AYÇ ihbarı mecburi olduğundan şüphede müdürlüğe bildirim yapın.

Varroa ile mücadelede yalnızca biyoteknik yöntemler yeterli olur mu?

Erkek arı peteği tuzağı ve yavrusuz dönemden yararlanma gibi yöntemler akar yükünü belirgin biçimde düşürür ve ilaç ihtiyacını azaltır. Ancak akar yükü yüksekse ruhsatlı ürünlerle müdahale gerekebilir. Kararı düzenli akar sayımına göre ve veteriner hekiminizle birlikte verin.

Hasta kovandaki balı satabilir miyim?

İhbarı mecburi bir hastalık şüphesi varsa resmî veteriner hekim gelmeden kovandan bal ve petek çıkarılmamalıdır. Tedavi uygulanan kolonilerde ise etikette ve reçetede belirtilen kurallara uyulmadan hasat yapılmamalıdır. Bal akımı döneminde ilaç uygulaması yapılmaz.

Kaynaklar

Kapak fotoğrafı: Kovanlarını kontrol eden göçer bir arıcı, Sarıçam – Adana. Fotoğraf: Zeynel Cebeci, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır. Bölgenize ve işletmenize özel öneriler için İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünüze başvurunuz.

Güncel