Türkiye dünyanın en büyük kayısı üreticisidir ve kuru kayısı ticaretinde açık ara öndedir. Malatya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün verilerine göre Malatya bölgesi dünya kuru kayısı üretiminin büyük bölümünü tek başına karşılar ve bu ürünün yaklaşık %95’i ihraç edilir. Kayısı Malatya, Elazığ ve Erzincan’da ağırlıklı olarak kurutmalık, Akdeniz ve Ege’de ise sofralık amaçla yetiştirilir. Ancak kayısının yılı çoğu zaman tek bir gecede belirlenir. Erken çiçek açan bu meyve, ilkbahar geç donlarına karşı son derece hassastır.
Bu rehberde Malatya kayısısı ve Hacıhaliloğlu başta olmak üzere çeşitleri, iklim ve geç don riskini, anaç seçimini, budamayı, çiçek monilyası ve çil hastalığını, hasadı ve son olarak gün kurusu ile kükürtlü kurutmayı ele alıyoruz. Bilgiler Malatya’daki Kayısı Araştırma Enstitüsü, Bakanlığa bağlı diğer enstitüler ve il müdürlüklerinin yayınlarına dayanıyor.
İçindekiler
Malatya Kayısısı ve Çeşitler
Kayısı çeşitleri kullanım amacına göre kurutmalık ve sofralık olarak ikiye ayrılır. Kurutmalık çeşitlerde meyvenin kuru madde oranının yüksek olması aranır. Böylece daha az taze meyveden daha fazla kuru ürün elde edilir.
- Kurutmalık çeşitler: Hacıhaliloğlu, Kabaaşı, Soğancı ve Çataloğlu. Malatya İl Müdürlüğü’ne göre bu çeşitlerin kuru madde oranı %24–30 arasındadır.
- Sofralık çeşitler: Hasanbey, Çöloğlu, Şekerpare, Yeğen, Hacıkız ve Paşamişmişi bilinen sofralık çeşitlerdir. Kuru madde oranları genellikle %18–20 civarındadır. Akdeniz ve Ege kıyılarında ise erken olgunlaşan turfanda çeşitler yetiştirilir.
Hacıhaliloğlu
Malatya kayısısının yaklaşık %90’ı Hacıhaliloğlu çeşidinden oluşur. Kayısı Araştırma Enstitüsü’nün tescilli çeşit tanıtım belgesine göre meyveler 25–45 g ağırlığında, eliptik şekilli, sarımtırak zemin üzerinde açık turuncumsu kırmızı renklidir. Meyve eti tatlı ve serttir, çekirdek ete yapışmaz. Suda çözünebilir kuru madde oranı %22–24 olarak verilir. Çeşit Malatya koşullarında Mart ayının ilk ve üçüncü haftaları arasında çiçek açar, meyveler Temmuz’un ilk haftasında olgunlaşır. Soğuklama ihtiyacı yaklaşık 1000 saattir.
Enstitü ayrıca Şekerpare, Hasanbey, Soğancı, Kabaaşı, Çataloğlu ve Alyanak gibi çok sayıda yerli ve yabancı çeşidi tescil ettirmiştir. Yeni bahçe kurarken bölgeye uyumu denenmiş, tescilli çeşitlerin sertifikalı fidanlarını kullanmak önemlidir.
İklim İstekleri ve Geç Don Riski
Kayısı ılıman iklim meyvesidir. Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü’nün yayınına göre deniz seviyesinden yaklaşık 1500 m yüksekliğe kadar yetiştirilebilir ve yıllık 500 mm ve üzeri yağış ister. Kış sıcaklığının dalgalı seyretmemesi istenir. Çeşitlerin kış soğuklaması ihtiyacı birbirinden çok farklıdır. Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nün yayınında bu ihtiyaç turfanda çeşitlerde 200–650 saat, Hacıhaliloğlu ve Çöloğlu’nda 800–1000 saat civarında verilir.
Kayısıda asıl iklim sorunu ilkbahar geç donlarıdır. Ağaçlar erken çiçek açtığı için Mart ve Nisan’daki bir don gecesi, çiçek ve küçük meyvelerin büyük kısmını öldürebilir. Ayrıca çiçeklenme ve olgunlaşma dönemindeki yüksek nem ve yağış, monilya ve çil hastalıklarını şiddetlendirir.
Geç dondan korunma
- Yer seçimi: Soğuk havanın biriktiği çukur ve vadi tabanlarına bahçe kurulmamalıdır. Hava akışı iyi, hafif eğimli ve güneye bakan yamaçlar tercih edilmelidir.
- Çeşit seçimi: Don riski yüksek bölgelerde geç çiçek açan çeşitler seçilmelidir.
- Yüksek taçlandırma: Isparta İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün yayınında yüksekten aşılamanın ağacı soğuktan korumaya yardımcı olduğu belirtilir. Meyvecilik Araştırma Enstitüsü de yüksekten taçlandırılan ağaçlarda taç çevresinde 1–2 °C’lik sıcaklık kazancı sağlandığını aktarır.
- Aktif yöntemler: Bakanlığın kayısı yetiştiriciliği ve zirai mücadele kitapçığında sulama, sisleme, dumanlama, ısıtıcılar ve rüzgâr pervaneleri sayılır. Ancak bu yöntemlerin genellikle −2 ile −3 °C‘ye kadar olan donlarda etkili olduğu vurgulanır. Daha şiddetli donlarda koruma sınırlı kalır.
- Sigorta: Meyvecilik Araştırma Enstitüsü, don zararının ekonomik etkisini azaltmak için TARSİM kapsamında tarım sigortası yaptırılmasını önerir.
Don sonrasında çiçekler ve küçük meyveler kesilerek iç kısımları kontrol edilir. Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’ne göre embriyonun koyu kahverengi ya da siyah renk alması, o çiçek veya meyvenin öldüğünü gösterir. Donun zararı tam olarak belirlenmeden zarar gören dallar budanmamalıdır.
Toprak, Anaç ve Dikim

Fotoğraf: Zeynel Cebeci, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
Kayısı derin, geçirgen, tınlı veya kumlu-tınlı ve hafif kireçli toprakları sever. Meyvecilik Araştırma Enstitüsü uygun pH aralığını 6,5–7,5 olarak verir. Ağır killi ve taban suyu yüksek topraklar kayısı için uygun değildir. Bahçe kurulmadan önce toprak analizi yaptırılmalıdır.
Anaç seçimi
- Zerdali çöğürü: Türkiye’de en yaygın kullanılan anaçtır. Kayısı Araştırma Enstitüsü, Hacıhaliloğlu ve Soğancı’yı tohum anacı olarak da tescil ettirmiştir.
- Erik anaçları: Ağır ve taban suyu yüksek topraklarda erik anaçları önerilir. Alata enstitüsüne göre en çok tercih edilen klon anaç Myrobalan 29-C’dir. Pixy ve Garnem de kullanılan anaçlar arasındadır. Kayısı Araştırma Enstitüsü ayrıca Marianna 2624 ve SL 64 klon anaçlarını tescil ettirmiştir.
Anaç seçiminde toprağın yapısı kadar kuraklığa dayanım ve çeşitle aşı uyuşması da dikkate alınmalıdır. Hangi anacın bölgenize uygun olduğunu İl veya İlçe Müdürlüğüne danışarak belirlemek yerinde olur.
Dikim
Fidan çukurları en az 60×60 cm boyutunda, dikimden 1,5–2 ay önce hazırlanır. Kışı ılık geçen bölgelerde sonbaharda, sert kışlı bölgelerde ilkbaharda dikim yapılır. Aşı yeri toprak seviyesinden en az 10 cm yukarıda kalmalıdır. Dikim aralığı anaca, çeşide ve toprağa göre değişir. Alata enstitüsü 2×3 m ile 5×5 m arasındaki aralıkları örnek verir. Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nün yayınında ise geleneksel geniş aralıklı bahçeler için 10×8 m’lik bir örnek yer alırken, sık dikim sistemlerinde 4,5×1,5–2 m aralıklarla dekara 100–120 fidan dikilebildiği belirtilir.
Budama ve Bakım
Kayısıda en yaygın terbiye şekli gobledir. Alata enstitüsü son yıllarda dört kollu goblenin, nemli bölgelerde ise ortası açık goblenin tercih edildiğini belirtir. Şekil budaması dikimden itibaren başlar ve ağacın iskeleti birkaç yıl içinde oluşturulur.
- Kış budaması: Yaprak dökümü ile ilkbaharda gözlerin uyanması arasında yapılır. Sert kışların görüldüğü yerlerde şiddetli donlar geçmeden budamaya başlanmamalıdır.
- Yaz budaması: Sürgünler odunlaştıktan sonra, ilkbahar sonu ve yaz boyunca yapılabilir. Bakanlığın kitapçığı, sitospora kanserinin görüldüğü bahçelerde budamanın hasattan sonra yaz aylarında yapılmasını önerir.
- Kalın dallar: Ağır kesimler zamklanmaya yol açar. Bu nedenle kalın dal kesimleri 2–3 yıla yayılmalıdır.
- Hijyen: Budama aletleri sık sık dezenfekte edilmeli, büyük yaralar aşı macunuyla kapatılmalıdır. Kuruyan, kırılan ve hastalıklı dallar her yıl çıkarılmalıdır.
Sulamada Bakanlık kaynakları yılda 5–10 sulamadan söz eder. Sıcak ve kurak bölgelerde sulama Mayıs sonunda başlar, Eylül sonuna kadar 15–20 günde bir sürdürülür. Hasattan sonra sulamanın erken kesilmesi, ertesi yılın çiçek tomurcuklarını zayıflatır ve çiçek sayısını azaltır. Damla sulama tercih edilmelidir. Hasattan hemen önce ise sulama yapılmamalıdır.
Çiçek Monilyası ve Çil Hastalığı
Çiçek monilyası
Çiçek monilyası (Monilinia laxa), kayısının en önemli hastalığıdır. Bakanlığın Zirai Mücadele Teknik Talimatlarına göre hastalık etmeni, kurumuş dallardaki kanserlerde ve ağaçta asılı kalan mumyalaşmış meyvelerde kışlar. İlkbaharda açan çiçekler yağmur ve sarsıntıyla taşınan sporlarla enfekte olur. Hastalanan çiçekler kahverengileşir, kurur ve dalda asılı kalır. İnce sürgünler tamamen kurur, kalın dallarda zamk akan kanser yaraları oluşur. Meyveler olgunluğa yakın dönemde çürüyüp mumyalaşabilir. Nemli ve yağışlı ilkbaharlarda hastalık çok daha şiddetli seyreder.
- Hastalıklı çiçek, sürgün ve dallar kesilip bahçeden uzaklaştırılmalı ve imha edilmelidir.
- Ağaçta kalan ve yere düşen mumya meyveler toplanıp yok edilmelidir.
- Teknik talimatlarda kimyasal mücadele zamanı olarak çiçeklenme başlangıcı (çiçeklerin %5–10’unun açtığı dönem) ve tam çiçeklenme (çiçeklerin %90–100’ünün açtığı dönem) gösterilir.
Çil (yaprak delen) hastalığı
Çil hastalığı (Wilsonomyces carpophilus), genç yapraklarda çevresi açık renkli halelerle çevrili, yaklaşık 1 mm büyüklüğünde kırmızı lekelerle başlar. Lekeler büyür, kızıl kahverengiye döner ve birkaç gün içinde dökülerek yaprakta delikler bırakır. Kayısı meyvelerinde 1–2 mm’lik çökük, koyu renkli lekeler oluşur. Teknik talimatlara göre hastalık kayısıda verimi %30–60 oranında azaltabilir. Etmen kışı hastalıklı tomurcuklarda ve dallarda geçirir. Yeni enfeksiyonlar için yağış gereklidir.
- Sonbaharda hastalıklı tomurcuk taşıyan dallar sağlam kısımdan budanmalı ve budama artıkları imha edilmelidir.
- Teknik talimatlarda mücadele zamanları sonbaharda yaprak dökümünden hemen sonra, ilkbaharda tomurcuklar kabarıp çiçekler açmadan önce ve kayısıda ek olarak çanak yapraklar meyveden sıyrılırken olarak verilir.
Kayısıda bakteriyel kanser ve zamklanma, kırmızı örümcekler, yaprak bitleri, şeftali güvesi ve dip kurtları da önemli sorunlardır. Kimyasal mücadele gerektiğinde yalnızca ruhsatlı bitki koruma ürünleri kullanılmalı ve etiketteki doza uyulmalıdır. Reçeteyi yetkili bir ziraat mühendisi ya da İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü düzenlemelidir.
Hasat
Olgunlaşan kayısı kolay kopar, rengi sararır, meyve irileşir ve eti yumuşamaya başlar. Ağaçtaki meyveler aynı anda olgunlaşmadığı için hasat en az üç seferde yapılır. Bakanlık kitapçığına göre önce güneşi daha çok alan üst dallar, ardından orta ve en son alt dallar toplanır.
- En iyi yöntem elle hasattır. Kurutmalık kayısıda silkeleme de kabul edilir, ancak sırıkla çırpma meyveyi ve dalları yaraladığı için önerilmez.
- Silkelemede ağaç altına bez ya da örtü serilmeli, meyvenin toprağa değmesi önlenmelidir.
- Hasat sabah erken veya akşam serinliğinde yapılmalıdır.
- Sofralık kayısı hasattan sonra hızla soğutulmalıdır. Meyvecilik Araştırma Enstitüsü ön soğutmada çekirdek çevresi sıcaklığının 2 °C’ye indirilmesini, depolamanın 0 °C ve %90–95 bağıl nemde yapılmasını önerir.
Hasat zamanı kurutma verimini de etkiler. Bakanlık kitapçığına göre Hacıhaliloğlu çeşidinde ham toplanan meyvede 1 kg kuru kayısı için yaklaşık 4 kg taze meyve gerekirken, olgun hasatta bu miktar 3–3,5 kg’a iner.
Gün Kurusu ve Kükürtleme
Kuru kayısı iki temel yöntemle üretilir. Malatya İl Müdürlüğü’nün verilerine göre bölgedeki üretimin %80’den fazlası kükürtlenerek kurutulur. Gün kurusu olarak bilinen, hiç kükürt kullanılmadan doğrudan güneşte kurutulan kayısının payı ise yaklaşık %10’dur.
Kükürtlü kurutma
Bu yöntemde taze kayısılar kurutmaya serilmeden önce kapalı bir ortamda kükürt dumanına maruz bırakılır. Kükürtleme meyvenin açık turuncu rengini korur, kararmayı yavaşlatır ve kurutma ile depolama sırasında bozulmayı azaltır. Ancak Malatya İl Müdürlüğü, kuru kayısı ihracatındaki en büyük sorunun ürünlerdeki kükürt oranının yüksekliği olduğunu vurgular. Kükürt miktarı, yasal sınırları aşmayacak şekilde ve teknik bilgi alınarak ayarlanmalıdır. Uygulama ve sınır değerler için İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne danışılmalıdır.
Gün kurusu
Gün kurusu kayısı hiçbir işlem görmeden güneşte kurutulur. Kurudukça rengi kahverengiye döner. Kükürt kullanılmadığı için bu ürüne ilgi gösteren pazarlar vardır. Gün kurusunda en önemli konu temizliktir. Kayısılar doğrudan toprak üzerine serilmemeli, temiz örtüler veya kerevetler kullanılmalıdır. Kurutma alanı tozdan, hayvanlardan ve böceklerden uzak tutulmalıdır.
Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, kuruyan kayısı temiz, havadar ve böcek girişine kapalı depolarda saklanmalıdır. Nemli depolanan kayısı küflenir ve zararlılarla bulaşır.
Sık Sorulan Sorular
Kayısıyı geç dondan tamamen korumak mümkün mü?
Hayır. Sulama, sisleme, ısıtıcı ve rüzgâr pervanesi gibi yöntemler genellikle −2 ile −3 °C’ye kadar olan donlarda etkilidir. En güvenilir önlemler doğru yer ve geç çiçeklenen çeşit seçimidir. Kalan risk için tarım sigortası yaptırılması önerilir.
Gün kurusu ile kükürtlü kayısı arasındaki fark nedir?
Kükürtlü kayısı kurutmadan önce kükürt dumanıyla işlenir ve açık turuncu rengini korur. Gün kurusu ise hiçbir işlem görmeden güneşte kurutulur ve kahverengi renk alır.
Monilya ve çil hastalığına karşı ne zaman önlem alınmalı?
Monilyada kritik dönem çiçeklenme, çilde ise sonbahardaki yaprak dökümü ile ilkbahardaki tomurcuk kabarmasıdır. Her iki hastalıkta da hastalıklı dalların budanması ve mumya meyvelerin toplanması gibi kültürel önlemler temel önemdedir.
İlgili Rehberler
- Erik Yetiştiriciliği: Can, Japon ve Avrupa Erikleri, Tozlanma ve Hasat
- Şeftali ve Nektarin Yetiştiriciliği: Anaç, Budama, Seyreltme ve Hasat
- Vişne Yetiştiriciliği: Kütahya Vişnesi, Mahaleb Anacı, Bakım ve Hasat
Kaynaklar
- Kayısı Araştırma Enstitüsü (Malatya) – Hacıhaliloğlu Tescilli Çeşit Belgesi
- Kayısı Araştırma Enstitüsü (Malatya) – Tescilli Çeşitler ve Anaçlar
- Malatya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – Malatya Kayısısı
- Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü – Kayısı (Üretici Bilgi Köşesi)
- Meyvecilik Araştırma Enstitüsü (Eğirdir) – Kayısı Yetiştiriciliği
- Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü – Sofralık Kayısı Yetiştiriciliği (2022)
- Isparta İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – Kayısı Yetiştiriciliği
- Tarım ve Orman Bakanlığı – Zirai Mücadele Teknik Talimatları: Sert Çekirdekli Meyvelerde Çiçek Monilyası
- Tarım ve Orman Bakanlığı – Zirai Mücadele Teknik Talimatları: Sert Çekirdekli Meyvelerde Yaprak Delen (Çil)
- Meyvecilik Araştırma Enstitüsü – Şeftalilerde Don Zararı Lifleti (2025)
Kapak fotoğrafı: Dalında olgunlaşmış kayısılar. Fotoğraf: Globetrotter19, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır. Bölgenize ve işletmenize özel öneriler için İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünüze başvurunuz.



